Eğitim Günlüğü - Yakup Çetin







Hastane Odası (Öykü) Nilgün Ersoy

"İYİ GECELER ZAVALLIM"
Hastane odası. Gece. Aşağıdaki katlarda, bir yerlerde, bir kadın kesik 
kesik haykırıyor. Sustu. 
Sıcak.
Refakatçi divanında tedirgin bir yatış, ufak bir çıtırtıda başım yana 
dönüyor. Annemi gözlüyorum. Demin hastabakıcı geldi; teklifsizce büyük bir 
gürültüyle, tüm ışıkları açarak. Oda çiğ bir floresan gününe büründü. 
Yerleri kirden gri-siyaha dönüşmüş salkım saçak bir şeyle paspasladı; 
tuvalet takır tukur temizlendi. Öğürerek öksürdü. Ortalığa iğrenç bir 
deterjan kokusu bulandı. 
Hastane sterilizasyonu. Dezenfektan sterilitesi. Mide bulandırıcı. 
Mikroplardan, bakterilerden, pisliklerden arınma. Ruhsal, bedensel, 
kitlesel, bireysel saflaşma. Maddenin ilk hali.
Hitler. Ari ırkının delilik ve de saire gensel hastalıklardan temizlemek 
adına steril hale getirilmesi. Germen erkek tohumlarının yok edilmesi. 
Kastrasyon. Farinelli. Harem ağaları. Alman soyunun Yahudi, Çingene ve de 
karşıtlarından dezenfektasyonu. Gaz odaları. Siyanür. Krematoryumlar. 
Yanık kemik ve saç kokusuyla birlikte ortalığı kaplayan kül karlar. 
Sıcak.
Annem kıpır kıpır, sürekli hareket halinde. Hareketleri şişme yatağının 
boğumları içinde sürtünüyor. Sürtünme sesi kulaklarımı çiziyor. Serum 
takılı kolu, sıvılı ince hortumla birlikte durmadan dolanıp duruyor. 
Başımı kaldırıyorum, gözlerim serum şişesine takılı. Ters asılı, ucunda 
bir damla; giderek büyüyor, semiriyor sonra kendini ağır çekim atıyor. 
Pıt… pıt… Çin işkencesi… pıt… 
Ayakların yatağa sürtünmesi. 
Koridordan yankılanan sesler. 
Bir yerlerdeki kadın tekrar bağırmaya başladı. Muhtemel ağır çekim bir 
bebek doğuyor. 
Sıcak.
Pencere ardına kadar açık. Tüllere, duvarlara sivrisinekler tünemiş. 
Yakındaki otobanda aralıksız akıp duran arabalar. Kollarım, bacaklarım 
ince sızılar içinde. Yakında kızaracak, ölesiye kaşınacak ve olgunlaşıp 
kabaracaklar. Yatağın tepesinde ölgün bir ışık. Her şeyi hastalıklı bir 
sarılığa boğuyor. İç karartıcı. 
Ve gözlerim her şeye rağmen kapanmakla kapanmamak arasında. 
Sıcak. 
Uyanık kalmalıyım… 
Baş aşağı asılı şişeye bakıyorum. 
Uyanık kalmalıyım…
Ölü sarılık ışığı. 
Uyanık kalmalıyım… 
Sıcak. 
Ağır ağır düşen damla…cıklar 
Tırmalayıcı tiz çığlık. 
Bebek kanlı bir kaosa çıkartıldı. 
İyi geceler zavallım. 
Sıcak. 
Gözlerini açtın belirsizliğe; hoş geldin. 
Annemin kesikli soluk horlaması. Kıpırdamıyor. 
Kapaklarım gözlerimi kapadı. 
Uyunmamalı. 
Uyanmamalı. 
Sıcak. 
Ayak sesleri yaklaşıyor. Kulaklarımda uğultu; işkence her bir adımla. 
Kapı açıldı. Beyaz bir bulut beni hızlıca sıyırdı. Kapaklarımı 
yırtarcasına açıyorum. Hemşire annemin koluna tansiyon aletini geçirdi 
bile. Öylesine profesyonel, öylesine tornadan çıkmış hareketler; 
parmakları annemin bileğinde, gözleri diğer elinin saatinde. Sessizlik. 
Saniyesayar ağır ağır ilerliyor. Bir-iki-üç… 
Sıcak. 
Dört-beş… 
Programlanmış bir robot, duygusuz, soğuk, üzerine deri geçirilmiş metal 
yığını. Parşömen. Davula gerilen deri. Kutsal metin. Tamtam şifresi. 
Ramazan davulcusu. Üst cepçiğinden ateş ölçeri çıkardı, annemin bir deri 
bir kemik kalmış koltukaltına sokuşturdu ve uçarcasına çekip gitti, bizi 
sarılıkla baş başa bırakarak. 
Sıcak.
Ayaklar boğumların arasında gezinmeye başladı tekrar; huysuz, huzursuz 
sürtünmeler. Sertleşmiş topukların sinir gerici ileriye gidişleri, geriye 
gelişleri. Çatalın tabağı çiziktirmesi. Uzun tırnakların karatahtayı 
oyması. Dişin delinmesi.
Tüylerim diken diken. Sırtım kedi kamburuna dönüştü. Gözlerimi acıyla 
içime gömüyorum. Ürperme. Kollarımı ovuşturuyorum durmadan.
Sıcak.
Soğuk bir şey yaladı beni. Gözlerim fal taşı. Hemşire tereyağından kıl 
çeker gibi çekip alıyor dereceyi, ilgili ilgisizce havada bakışıyor sayı 
çiziklerle; üst cepçik yuttu dereceyi, ince cıvalı başı açıkta bırakarak. 
Cıva. Hg. Cam tüpün içinde ağır akan parlak toparlak. Ağır metal. Ağır 
abi. Kurşun. 
Hava kurşun gibi ağır, bağır bağır bağırmak istiyorum. 
Sıcak.
Uyumak istiyorum, annemi gözlüyorum. Duruldu. Dümdüz yatıyor, çarşafların 
içinde kaybolmuş. Dümdüz. Tahta gibi. Göğüsleri bedenine yapışmış, örtüyle 
kaynaşık. Horlamıyor. Kendisini derin bir uykuya teslim etti. 
Uyuyan güzel. Yedi uyuyanlar mağarası. 
İn. 
Odama, inime çekilmek istiyorum.
Share on Google Plus

0 yorum:

© 2005 - 2017. Yakup Çetin - Elementx Tasarım

Bozkır Yukarı Mahalle 50044 Sokak Yıldızhan Koperatifi Dışkapı No:4C İç Kapı no:9 Bozkır Konya
Telefon: 0 544 343 86 28 - Fax: 0332 426 23 30
iletisim@yakupcetin.com

Bize Ulaşın: